İçeriğe geç
Ana sayfaÇocuk ve Allah

Delikanlı, Özür Dileriz

Yazı3 dakikalık okuma

Büyük hat yazısının önünde seccadede diz çökmüş dua eden çocuk

  • Namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni full çekmeye zorladık.
  • Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana.
  • Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik.
  • Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini hesaba katmadık. İçindeki tereddütleri ciddiye almadık.
  • Kendi kendine sorduğun sorulara hiç yokmuş gibi sağırlaştık.
  • Elbette ki lüzumsuz gelecekti sana namaz en başında.
  • Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik:
  • Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını?
  • Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek?
  • Kim susamadan su içer ki?
  • Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki?
  • Mecbur tuttuk seni… Başka yolu yok! dedik. Mecbur olmasına mecburdur namaz.. Yalan yok; farzdır. Dinin direği. Gözümüzün aydınlığı!
  • Teşekkürlerin en güzeli.. Minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en zarif yoludur namaz!
  • Kulluğumuzun en somut biçimi… Elle dokunulur, gözle görülür bir teşekkür zirvesidir.. Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan?
  • Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki minnettarlıklar atmaya kalktık.
  • En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesapsız, hiç sebepsiz, hiç karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak istesen de istemesen yapacaksın diye farzları saydırdık, soğuk ve resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne.
  • Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini, hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini?
  • Bizden sana huzur bulaşmadı ki… Bizden sana neşe taşmadı ki…
  • Elbette ki sabırsızdır insan… Hele de gençler…
  • Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik.
  • Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın.
  • Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin.
  • Duygu kasırgalarında savruluyor saçların.
  • Sana varlığın müziğini aktaramadık.
  • Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik.
  • Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük.
  • Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza..
  • Namaz dediğin sadece bir gün kılınır demek isterdik sana…
  • O da bugündür.
  • Bak, dün gitti; yarın da gelmedi.
  • Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma! diyecek kalenderliği gösteremedik sana…
  • Bitmeyecek sandın namazı.
  • Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra…
  • Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat…
  • Ezildin kılacağın namazlar altında.
  • Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda…
  • Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü:
  • Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki…
  • Bugün kıl, yeter..
  • Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter!
  • Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını..
  • Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek…
  • Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak…
  • Rabbin diyecek ki, Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın
  • Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni..
  • Sana Rabbini tanıtırken, kılı kırk yarar, ince eleyip sık dokur, mükemmeliyetçi bir imaj çizdik, seni vesveselere saldık, yorduk, kırdık, usandırdık.
  • Rabbinin yaptıklarını beğenmeyeceğine inandırdık önce seni.
  • Seni sevdiği, sana merhamet ettiği apaçık ortadayken, önce korkmanı istedik Ondan…
  • Oysa, insan sevmediğinden korkmaz ki, korkamaz ki…
  • Allah’tan korkanlar Onu hakkıyla sevenlerdir,
  • Onun kendilerini fazlasıyla sevdiğini bilenlerdir…
  • Korkarlar; çünkü o sevgiyi kaybetmek üşütür insanı,
  • O kadar sevilmişken yüz çevirmek acı verir insana…
  • Kaybedeceği şeyi olanlar korkar!
  • Şöyle diyebilmeliydik sana:
  • Namaz kılarken Rabbinin sana aferin! dediği haldesin.
  • Şöyle de diyebilmeliydik: Namaz kılarken, Rabbinin en çok sevdiği En Sevgilinin (asm) bulunduğu haldesin.
  • Sevinmelisin. Sevildiğini bilmelisin.
  • Sevildiğini bilip de öyle varmalısın secdelere.
  • Bırakıp her şeyi namazın kucağında atabilmelisin hüzünlerini.
  • Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, en çok onaylandığın halde, namazda, neşelere boğulabilmeli, sevinçlere sarılabilmelisin.
  • Özür dileriz delikanlı,
  • Bağışla bizi genç hanım.

A. Cem Toprak